Belalan

0
1046

Konumu

Belalan Mahallesi’nin, doğusu Çitlice, güneyi Çayırkent Mahallesi’nin Savcılı ve Fatih Mevkileri, batısı ve kuzeyi ise Kumru ilçesi ile çevrilidir. İlçe merkezine uzak­lığı ise yaklaşık 15-16 Km civarındadır.

Tarihi Coğrafyasının Alt Yapısı

Belalan Köyü, ilçemizin en eski yerleşim yerleri arasında bulunmaktadır. Hıristi­yanlık dinine giren Turani Irk’a mensup topluluklar tarafından mesken tutulmuş olmalıdır. İlk­çağlardan beri sahili iç bölgelere bağlayan yolun buradan geçtiği bilinmektedir.

Belalan Mahallesi, sınırları içerisinde bulunan Apsut Yaylası’nda Apsut Çeşmesi’nin hemen alt kısmında yaklaşık 2.5 m ve 500 m uzunluğunda bulunan muhtemelen Polemonlar tarafından yapılmış yol kalıntısı bulunmaktadır. Belalan Mahallesi’nde yapılacak olan yüzey ve arkeolojik araştırmalar yeni tarihi bulgulara ulaşılmasına vesile olabilir.

 

Belalan Mahallesi, muhtemelen 1270-1380 yılları arasında Hacı Emiroğulları’nın egemenliğine geçmiştir. 1427 yılında Hacı Emiroğulları’nın Osmanlılara ilhakı sonrası, böl­gede 1455 yılında yapılan ilk Osmanlı Tahririnde Belalan köyünde hiçbir Rum, Ermeni ve diğer Gayri Müslim nüfusa rastlanmadığı görülmektedir. Belalan Mahallesi, Müslüman Türklerin el ine geçtiği zaman burada yaşayan Hıristiyan Türkler, ya İslam dinine girmiş, ya da başka yerlere göç etmiş olmalılar. Belalan Mahallesi’nde tarla açma ve yol yapma esnasında taş peyler, büyük küpler bulunmuştur. Bu küplerin su küpleri olduğu sanılmaktadır. Ayrıca toprak eşyalardan ve çatı kiremitlerinden, Bağlama mevkiinden fırın kalıntıları, Kara Çamur mevki­inde ise mezar kalıntıları bulunmuştur.  Bu kalıntılrr Rumlardan değil, Belalan Köya’ne yerle­şen ve daha sonra Hristiyan dinine giren ilk Türklerden günümüze uzanan kalıntılarıdır.

belalan

Osmanlılar, Korgan Yöresi’ni topraklarına kattıktan sonra Hacı Emiroğulları Beyliği’nin iç teşkilatlanmasını pek değiştirmemişlerdir. Dış teşkilatlanmada ise 1455-1613 yılları arasında Bolaman Irmağı ve Aksu Irmağı sınır olarak belirlenip bölgeyi üç kazaya bölmüşler­dir. Bolaman Irmağı’nın batısında kalan bölge, Nahiye-i Satılmış-ı Ferit (Mezit) Bey Kazası olarak Canik Sancağına katılmıştır. Belalan Köyü’nün bu teşkilatlanmada Canik Sancağı’na bağlı Satılmış-ı Ferit (Mezit) Bey Kazası’nın bir köyü olduğu görülmektedir. 1455 yı­lındaki Tahrir Defteri’nde Korgan ilçesi sınırları içinde yer alan ve bazı idari değişikliklerle günümüze kadar gelen Belalan Mahallesi, Bilalan şeklinde geçmektedir.

Belalan Mahallesi, 1455 yılında 1 (bir) hane olduğu, 1455-1576 yılları arasında hız­lı bir nüfus artışı gerçekleştiği, bu artışın 1520-1576 yılları arasında daha da hızlanarak, 5 ha­neden 44 haneye çıktığı görülür. 1576-1642 yılları arasında hızlı bir nüfus düşüşüne sahne olan Belalan Köyü, 1642 yılında 6 haneye kadar iner. Belalan Mahallesi, 1455-1642 yılları arası şimdiki Fatsa Kazası olan Satılmış-ı Ferit (Mezit) Bey Kazası’na bağlı olarak varlığını devam ettirmiştir. Canik Sancağı’nın XVII. yüzyılın ikinci çeyreğinde (1637/38 yıllarında) sınırları aynı kalmakla birlikte kaza sayısının arttığını görmekteyiz. Bugün Korgan sınırları içerisinde bulunan Bilalan (Belalan) Mahallesi, şimdiki Kumru ilçesinin kuzey doğu ile Fatsa ilçesinin güney batısında bulunan Kaza-ı Serkıs’ın sınırları içerisindeyer alan yüksek rakımlı, or­manlarla kaplı bir köydü. Köy sınırları bugünkü sınırlarından çok daha değişik olup, şimdi Çayırkent ve Çitlice Mahalleleri arasında yer alıyordu. Mahallesi sınırı ise batıda biraz daha Kumru tarafına doğru uzanmaktaydı.

 

SIRA NO KÖY ADI TAHRİR YILLARINDA HANE SAYI­LARI KÖYÜN BUGÜNKÜ ADI
1455 1485 1520 1576 1642
1 BİLALAN 1 4 5 44 6 Belalan Mahallesi

Osmanlı ülkesindeki mülki idarenin 1826 sonrasında birçok gelişme gösterdiği, bu oluşumun, 1836 yılından sonra da hızlandığı bilinmektedir. Bu oluşumlardan en önemlisi muhtarlık müessesesidir. Muhtarlık seçimi öncesinde Belalan Köyü, şimdi Kumru ilçesinin birer köyü olan Yalı (şimdiki adı Balı) ve Konaş (şimdiki adı Konaklı) Köyleri ile birleşir. Bu birleştirilmiş köye muhtar olarak Sağır oğlu Ali ve Kocan oğlu Ali’nin birlikte seçildiği görülmektedir. Bu üç köyün imamının ise Hatib oğlu Hüseyin Efendi olduğu görülmektedir.

Osmanlı Devleti, 01 Eylül 1856-20 Ağustos 1857 yıllarında (1273 yılı Devlet Sal­namesi) ülke genelinde yaptığı idari değişimde kaza sayılarında önemli bir azaltmaya gitmiş­tir. Bu ıslahatın bir özelliği de eskiden beri işlevleri kaybolan eski kaza ve nahiyelerden bü­yük bir kısmının kalkmış olmasıdır. Önceden Canik Sancağı’nın ayrı ayrı kazaları olan Terme, Cevizderesi, Akçay ve Keşderesi Kazaları’nı birleştirilerek “Akçay maa Terme maa Cevizde-resi ve Keşderesi” olarak tek kaza haline getirilir. Bu yeni idari değişimde Belalan Mahallesi’nin yeni kazaya bağlandığı görülür.

Osmanlı Devleti’nde, 1861 yılında yeniden bir idari yapılanmaya gidildiği görül­mektedir. Yapılan idari taksimatta Canik Sancağı’nın kaza sayısı azaltılarak 9 (dokuz) olarak belirlenmiştir. Serkiz Kazası’nın tüm köyleriyle birlikte Ünye Kazası’na bağlandığı görülmek­tedir. Bu arada 1850’li yıllardan başlayan ve ara ara devam eden iklim şartlarının tekrar deği­şimi, özellikle 1874-1877 yılları arasında meydana gelen ve Anadolu’yu boydan boya sarsan kuraklık, insanları daha nemli yerlere doğru göçe zorlamıştır. Belalan Mahallesi kuraklıktan daha az etkilenmesi nedeniyle göç için cazibe alanları arasında yer almıştır. Bel alanlıların köye ne zaman geldikleri kesin belli değilse de sözlü kültürden Sivas’a bağlı Yıldızeli’nden geldikle­ri ifade edil mektedir. Köy halkı, Yıldızeli’nden kalkıp doğrudan Belalan’a gel memiştir. Aşiret büyük topluluk halinde Sivas’ın Yıldızeli’nden göç etmeye karar verir. Niksar Kazası’na kadar birlikte gelirler. Burada göç kafilesi iki gruba ayrılır. Bunlardan birinci grup büyük bir kafile halinde Samsun’un Kavak Kazası’na gelirler ve buraya yerleşirler. İkinci grup, Niksar dolayla­rında konup-göçerken Niksar’ın Çamiçi Mevkii’ndeki Sele’nin Karaağaç güneyine (bu gün adı Akgüney Köyü olan) gelip) ye rleşmişler. Burada ne kadar kaldıkları kesin bilinmemekle beraber hayli kalmış olmalılar ki, halen Karaağaç güneyinde “Belalan mezarlığı” diye bilinen bir mezarlık vardır. Bir mezarlığın kısa sürede oluşması mümkün olmayacağından buralarda epey zaman kaldıklarını göstermektedir. Bugün Samsun Kavak ve Ondokuz Mayıs (Engiz) ile Ordu Akkuş ilçelerinde Belalan adıyla birer köy bulunmaktadır. Bu köylerin kurucuları ile Korgan Belalan Mahallesi’nin kurucuları ile aynı sülaleden gelmiş olmalılar.

Altmış çadır halindeki bu aşiret, Kaza-ı Serkıs Beyi’nin izniyle şimdiki köyün Bağ­lama Mevkii’ne çadırlarını kurarlar. Hemen renşperlik yapmaya başlarlar. Mahsullerini birikti­recekleri ambarı da halen “Ambar Tepesi” denilen yere yaparlar. Kara Çamur yanını da me­zarlık olarak belirlemişler. Ancak onlardan önce de burasının mezarlık olduğu sanılmaktadır. Fakat hangi millete ait olduğu kesin bilinmemekle birlikte muhtemelen Hıristiyanlığı benimse­miş Turani Irk’a mensup topluluklara aittir. Zamanla Belalan aşireti büyür, Eskiköy, Çatalağıl ve Güney Mahallelerine yerleşerek köyü meydana getirirler.

Köye yerleşmeleri ise;Toprağa yerleşmeye karar veren aşiret on aileye ayrılır. Bunlardan Kaçakoğlu ile Hanımoğlu aileleri Eski köyü mekan tutarlar. Eski Köye daha sonraları Güney Mahallesi’nden Hasanoğulları’ndan ayrılan Combuklar Hasanlı lakabıyla anılan kişi gelir ve yerleşir. Arka­sından Şüküroğlu güneyden gelerek iç güvey olur ve şimdiki yerleşme durumunun ilk çekir­dekleri atılır.

Sağıroğulları, Koluzunoğulları, Fatoğlu, Bayraktaroğlu aileleri de Çatalağıl ma­hallesinde yer tutar. Fatoğulları ile Bayraktar oğullarından bazı haneler Fatsa’nın Yassıtaş Kö­yüne hicret eder. Bu mahalleye yerleşen aileler buraya çatal çatal ağıllar yaptıklarından bu ma­halleye “Çatalağıl” ya da “Çatalalan” derler. Bu mevkiinin yukarı kesimlerinde ağaçtan tahta çıkarıp çatıları örttüklerinden yukarı kesimin adı “Tahtalık” olarak adlandırılır. Köyün biraz daha eğimli ve güneye bakan güneşli olan kısmına ise Baloğlu, Govaloğlu, Tataroğlu ve Ha­sanlı aileleri yerleşirler. Tataroğulları Aybastı’dan bir gelin aldıktan sonra Yaylaoğlu adıyla anılmaya başlanmışlardır. Buraya da “Güney” adını vermişler. Daha sonraları buraya İmamo- ğulları da gelir ve Güney mevkisi de yerleşimin ilk çekirdeklerini tamamlamış olur.

Belalan Mahallesi’nde, Rumların varlığından bahsedilmektedir. Muhtemelen bu Rumlar, Yazıcı ve Durali Mahallesi’ne daha sonra gelmiş ya da birileri tarafından getirtilmiş­lerdir. Belalan Köyü’ne gelen Rumlar, XIX. yüzyılın ortalarından başlayıp XX. yüzyılın başına kadar geçen sürede gelmiş olmalılar. Bir Rum Devleti kurma hayali içinde olan kişilerin bu Rumları, Hıristiyan nüfusunu arttırmak için Patrikhanenin, Yunanistan’ın ve İngilizlerin yar­dımıyla ve Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu zor şartlardan istifade ederek, Rum göç­men harekatını teşvik ettikleri görülür. Bu teşvikten, Belalan Köyü de nasibini alır. Burada Belalan Köyü’nün neden tercih edildiği bilinmemektedir. İç bölgelerden muhtemelen Şebin­ karahisar, Sivas Yöreleri’nden gelen Rumların sayısının ne kadar olduğu kesin olarak bilin­mese de, uzun yıllar (kırk-elli yıl) Belalan Köyü’nde yerli halk ile iç içe yaşamış ve çok güzel ilişkiler kurmuşlardır. Rumları kimin neden buraya getirdiği bilinmese de getiren kişilerin geleceğine yönelik en küçük bir düşünceye sahip olmadıkları, sadece kısa vadeli kazancını dü­şünen o dönemin nüfuzlu kişileri oldukları muhtemeldir. Bu nüfuzlu kişiler adı ne olursa olsun, bu Rum göçmenlerine devlet arazilerini kiraya vererek kazanç sağladıkları araştırmalar sonucu ortaya çıkacaktır. Lozan Anlaşması’nın imzalanmasının hemen arkasından, Rum göçmenle­rin, 1925 yılından sonra Belalan Köyü’nden mübadele ile Yunanistan’a gittikleri bilinmektedir.

1455 yılından itibaren 465 yıl Canik Sancağı’na bağlı olarak yönetilen Bolaman Irmağı’nın batısında buluna Fatsa ve Ünye Kazaları, 1920 yılında Ordu’ya bağlanır. Sınır ise Ünye ile Terme’nin tam ortasında yer alan Akçay Deresi kabul edilir.45 Bu idari taksimatta Belalan Köyü, Fatsa’nın bir köyü durumuna getirilir. Belalan Köyü’nün Apsut Yaylası’nda yağlı olmamakla birlikte taş kömürü vardır. Kömür yatakları Kumru Yaylası’na kadar uzanmaktadır. İki önemli maden suyu yatağı bfun- maktadır. Bunlardan biri Apsut altında diğeri de pisi (püsü) yatağı denilen Belalan Ormanı içe­risindedir.

Korgan’da çevre köylerden gelen göçlerle nüfusun artması sonucu, sosyal ve eko­nomik hayat her geçen gün canlanır. Buna bağlı olarak Korgan, 01.04.1960 tarihinde Ordu iline bağlı ilçe haline getirilir. Yapılan bu değişiklikle Belalan Köyü, Korgan ilçesinin bir köyü olur. Belalan Köyü, Korgan kaza olduktan sonra Korgan ile ulaşım, idari, ekonomik ve kültürel bağlarını güçlendirir. Bugün Belalan Mahallesi Çatalağıl (Çatalalan), Eskiköy, Güney, Oduncu­lar, Yazı (Yeni Mahalle), Kabaktepe (İmamlu), Boğmalık ve Eliktamı Mevkilerinden oluşmak­tadır. 6360 ve 6447 sayılı kanunlarla Ordu Büyükşehir Belediyesi kurulması ile Korgan İlçesi mülki sınırları içerisinde yer alan tüm köylerin tüzel kişiliği 30.03.2014 tarihinde kaldırılmış Belalan Mahallesi adıyla Korgan ilçesine bağlanır. Korgan-Niksar yolu üzerinde bulunan Belalan Mahallesi, Korgan’ın önemli mahalleleri arasında olup, 2013 yılında 962 nüfusuyla Korgan ilçesinin önemli mahallesi arasındadır. Burada pazartesi günleri halk pazarı vardır.

Kaynak: Mustafa BOLGİ
Korgan Tarihi Coğrafyasının Altyapısı
“Korgan Tarihi Coğrafyası” ve mahalleler hakkında detaylı tarihi bilgilerin yanında yaşayan sülalelerle ilgili, kapsamlı geniş bilgiler içeren “Korgan Tarihi Coğrafyası” Kitabını almanızı öneririz.
Kitabı Satın Almak İçin

Mustafa BOLGİ {0539 412 11 80}

FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (1)
Kanun Numarası : 5846
Kabul Tarihi : 5/12/1951
Resmî Gazete : 13.12.1951 / 7981
Bu yazı, Yazar Mustafa BOLGİ’den İzin alınarak yayınlanmıştır. İnternet sitemiz www.korganhaber.com kaynak gösterilerek yazının yayını yapılamaz. Yukarıda belirtilen kanun dışındaki eylemi gerçekleştiren, Yazar ve Yayın evinin uygulayacağı maddi ve hukuki yükümlülükleri peşinen kabul etmiş bulunur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here