Tepealan

Tepealan Mahallesi Konumu

Tepealan Mahallesi, doğuda Koçcuğaz ve Terzili Mahalleleri, güneydoğuda Bey- pınarı; kuzeyde Karakışla ve Çitlice Mahalleleri, batıda ve kuzey batıda Çayırkent Mahallesi’nin Fatih, Karşıyaka, Aşağı Oba ve Savcılı Mevkileri; güneybatıda ise Tokat’ın Niksar ilçe­sinin Bozcaarmut ve Akgüney Köyleri ile çevrilidir. (Bakınız Harita 20) Tepealan Mahallesi; Tepealan, Güllü, Gölcüvez Dereleri arasında yer alan bir mahalledir. Güllü Mevkisi yerleş­menin merkezini oluşturur. Tepealan Mahallesi’nde pazar yerinin kurulduğu yer, 400 44′ 35″ kuzey enlemi ile 37 0 18’34” doğu boylamında bulunmaktadır. İlçe merkezine olan uzaklığı ortalama 13 km’dir.

tepealan

Tarihi Coğrafyasının Alt Yapısı

Tepealan Mahallesi’nin tarihi, Turani Irk’a mensup topluluklarla başlamaktadır; fakat kesin olmamakla birlikte buraların ilk sakinlerinin M.Ö. XVI. asır ile M.Ö. VIII. asır arasında Doğu ve Orta Karadeniz Bölgesi’ne Oğuzların öncü kollarından biri olarak kabul edilen,56 (Kızılırmak kavisi içinde yaşayan, Hititlilerle çağdaş ve aynı zamanda Hitit Devleti’nin kuzey sınırlarını sürekli tehdit eden) Gaşkalara (Kas/Gas/Kaşga) kadar inmektedir.

tepealan

Gaşkalardan sonra Kimmerler, Sakalar ve kollarının Tepealan Mahallesi’nin sakinleri olduk­ları ve asırlarca burada yaşadıkları sanılmaktadır. Şimdiki Merkez Cadde üzerinde eski bele­diye binası karşısında bina hafriyatı yapılırken çok derinlerde ve tamamen taşlaşmış Hıristi­yan mezar kalıntılarına rastlanmıştır. Hıristiyan mezarlarına Tepealan Mahallesi’nde rast­lanması buraların çok önceden yerleşmeye açıldığını göstermektedir.

tepealan güllü

Tepealan ve çevresi, Korgan’ın fethi ile de yakından ilgili olup Güllü ya da Tepea­lan Köyü fethAdilmeden evvel buraya gelen alperenler, yörenin yerlisi olan Hıristiyan Turam toplulukların gönlünü kazanarak bir nevi askeri fethe öncülük etmişlerdir. Bu gün Tepealan Mahallesi’nde bulunan Er Hasan ile Güllü evliyalarında yatan Alperenler, Tepeal an Mahalle- si’ndeki Müslüman Türk yerleşimlerinin ilk çekirdeklerini oluşturmuşlardır.

korgan tepealan

Tepealan, Danişmentliler tarafında birkaç kez buradan sahile inilmişse de fethedilememiş, ancak Hacı Emiroğulları tarafından fethedilir. Canik Platosu’nu yayla yapan Türk gruplarından özellikle Çepnilerin, Hacı Emiroğulları’nın emir ve komutasında hiç bir savaş yapmatan, yaylalrrdan srhile inerken fethettikleri yerlerin başında şimdiki Tepealan veya Güllü Köyü gelmektedir. Hacı Emiroğulları Tepealan Mahallesi’ni Canik Dağları ile sahil arasında yer alması nedeniyle bir geçiş yeri olarak kullanmışlardır. Tepealan Mahallesi, Çepni ve diğer Oğuz Türklerinin Korgan ve çevresindeki mücadeleleri sonucu fethedilmiştir. XIII. asır sonlarına gelindiğinde fetih hareketi tamamlanmıştır. Tepealan Mahallesi, o zaman Başköy, Emiryakup (şimdi Koçcuğaz Mahallesi) Yüreğir/Üreğir Mezrası (şimdi Terzili ve Beypınan Mahalleleri) arasında kalmış geniş bir arazidir. Yörenin 1427 yılında Hacı Emiro- ğulları’ndan Osmanlılara geçmesi sonucu yapılan 1455 yılı ilk Tahrir Defteri‘nde Güllü ya da Tepealan Köyü ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmamaktadır. Bu durum Tepealan Mahallesi’nin Hacı Emiroğulları tarafından fethi ve Osmanlılara geçtiği dönemlerde muhtemelen güz­le ve yayla olarak kullanılmış olması ile ilgilidir. Tepealan Köyü ile ilgili ilk kayıtlar 1642­43 yıllarını kapsayan Karahisar-ı Şarki Sancağı Mufassal Avarız Defterinde karşımıza çık­maktadır. Burada iki haneden oluşan ve Aybastı Kazası sınırları içerisinde Depeköy adıyla geçmektedir.63 Depeköy Köyü‘nde her ne kadar eski Turanı Irk’a mensup yerleşmelere rast­lansa da Os manlı yönetimine geçtikten sonra köyün kuruluşu yaklaşık 1576-1 642 yılları ara­sında, başka bir ifadeyle 1600’lü yıllarda Gerçekleşmiştir. ilk Osmanlı kayıtlarında Tepealan Köyü’nde hiçbir Hıristiyan ahali olmadığı görülmektedir. Turanı Irk’a mensup Hıristiyanlar, Tepealan Köyü’nün fethi ile birlikte ya daha aşağılara göç etmişler ya da Müslüman olmuş­lardır.

tepealan belediyesi

Celali isyanları sonucu Canik Sancağı’ndaki eşkıyalık olaylarının artması nede­niyle64 ve Tepealan Köyü’nün arazisinin engebeli, ormanlık ve saklanmaya uygun olması buranın köy olarak teşkilatlanmasını geciktirir. Bu arada XVIL asırda Osmanlı Devleti ‘nin dahili bünyesinde nedeni tam bilinmeyen ve Anadolu’nun doğu taraflarında yaşayan milletle­rin batıya doğru yönelen ve gittikçe artan, vesikalardan adeta bir akın şeklinde olduğu anlaşı­lan batıya göç hadisesi yaşanır. Bu göç dalgasının XVIII. yüzyıl sonlarına kadar devam ettiği görülür. Osmanlı Devleti’nde doğu bölgelerinden batıya göç eden halk, alçak kesimlerden ziyade yüksek ve engebeli yerler arar. Bu dönemde Tepealan Köyü, hem kıyı hem de iç ke­simlerdeki ovalardan yoğun bir göç alır. Bu göç dalgası, Tepealan Mahallesi’nin şimdiki sü­lale ve kabilelerinin son çeklini almasına neden olur.

ordu tepealan

Tepealan Köyü’nün, yaklaşık iki asır Aybastı Kazası sınırları içerisinde kaldığını görmekteyiz. Osmanlı ülkesindeki mülki idarenin 1826 sonrasında birçok gelişme gösterdiği, bu oluşumun 1836 yılından sonra da hızlandığı görülmektedir. Bu oluşumda kaza sayıları ile kaza sınırlarının da değiştiğini görmekteyiz. Bu değişime bağlı olarak 1837 yılına gelindiğin­de Kalınçorak Dağları’nın su bölüm çizgisinin batısı tamamen Keşderesi Kazası sınırlarına katılmıştır. 1638 yılından beri Aybastı Kazası’nın sınırları içersinde yer alan Tepealan (Tepe-köy-Güllü) ve Emiryakup Köyleri (sonradan Koçcuğaz Mahallesi) ile şimdiki Korgan ilçesi­nin Yaylalar Kuşağinın tamamı Keşderesi Kazası sınırları içersine alınır. Böylece Korgan Kazası’nın şimdiki doğu ve güney sınırlarına erişilmiş olur. Bu oluşumlardan en önemlisi günümüzde de devam eden muhtarlık müessesesidir. Kısa sürede Canik Sancağı’nda da uygu­lanan muhtarlık sisteminde her kaza merkezindeki mahalleye ve kazaya bağlı köylerde, bü­yüklüğüne göre bir ya da iki muhtar ve imam atandığı görülmektedir. Tepealan Köyü, 1837 yıllında Keşderesi Kazası’nda birleştirilen köyler arasında yer alır. Tepealan, Kozpınar ve Durali Köyü birleştirilerek yönetim bakımından tek köy haline getirilir. Bu büyük üç köy, Şaban oğlu Hasan ile Recep oğlu Mehmet tarafından idare edilmektedir. Köy imamı ise Soşic Oğlu Halil Efendi’dir.

tepealan ilköğretim okulu

18 50’li yıllardan sonra iklim şartlarının tekrar değişmeye başlaması ve 1874 yı­lında Anadolu’da meydana gelen kuraklık nedeni ile iç bölgelerde yaşayan halkı daha nemli yerlere doğru göçe zorlamıştA. 1874 yılından itibaren Tepealan Köyü gerek sahil, gerekse iç bölgelerden sürekli göç almaya başlar. Tepealan Köyü’nün fazla göç almasının diğer önemli nedeni ise 1858 Arazi Kanunu’ndan yararlanmak isteyen insanların, uzun yıllar işletme dışı ve yerleşim yerlesi arasında kalmış, boş ve geniş arazileoin kendi adSarına tesc00 ettirmeleridir.70 Bu dönemlerde Anadolu’yu boydan boya sarsan kuraklık eklenince Tepealan Köyü’nü bir cazibe merkezi haline getirir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan göçmenlerin tercih ettikleri yer­ler arasında yer alır. Tepealan Köyü sürekli göç alır. XX. yüzyılın başlarında birleşik köyün, nüfusun artması nedeniyle Durali, Tepeköy (Tepealan), Koccuğaz, Kospınar olarak ayrıldığı­nı, Kafkas göçmenlerinin Durali Köyü’nün kuzey doğusundaki Pısıltamı (Kundan) Mıntıka- sı’na yerleştiril meye başlanması ile de Kundan Köyü ortaya çıkar.

tepealan salih usta

Tepealan Köyü, XX. asrın başlarında kültürümüzün bir parçası olan, kimileri tara­fından eşkıya, kimileri tarafından halk kahramanı olarak lânse edilen ve halk arasında kahra­manlık destanlarına, türkülerine konu olmuş, Hekimoğlu Halil İbrahim‘in uzun yıllar sak­landığı, barındığı köydür. 1913 yılı Nisan ayı başında yeğenleri, Küçük ve Büyük Mehmet Kıralioğlu Hasan Ağa tarafından öldürülür. Hekimoğlu da yeğenlerinin intikamını almak için Tepealan Köyü’nde, şimdiki Güllü Mevkisi’ndeki Tikenoğlu Deresi mevkii’ndeki Kıralioğlu Hasan’ın evine gelir. Kıralioğlu Hasan, Hekimoğlu’nun intikam alacağını bildiği için Fat- sa’daki devlet yetkililerine haber verir ve gerekli tedbirleri alır. Hekimoğlu eve girer girmez Kıralioğlu Hasan’ın işaret vermesi ile hükümet kuvvetleri ve Dadyan Arslan’a bağlı kişiler 26 Nisan 1913 tarihinde evi kuşatır. Uzun bir çatışmadan sonra Gedik Halil vurulur. Hekimoğlu çemberi yarar fakat ağır yaralanır. Aldığı ağır yaralara rağmen Tepealan Köyü’nden bir hayli uzaklaşır.71 Yolda öldüğü ya da kır serdarları tarafından yaralı yakalanarak öldürüldüğü ifade edilmektedir.

Tepealan Aile Çay Bahçesi

Balkan, Birinci Dünya Savaşı ve arkasından Milli Mücadele’nin başladığı yıllarda Tepealan halkı düğüne gider gibi askere gitmiştir. Tepealan Köyü’nde dört şehit görülmesine rağmen askere gidip de gelmeyen onlarca vatan sevdalısının olduğu bilinmektedir. Bu dönem her yerde olduğu gibi Tepealan Köyü de nüfus kaybına uğrar.

Tepealan Beldesinin Nüfus Durumu

Milli Mücadele’nin kazanılmasından, özellikle 1924 yılında çıkan Köy Kanu- nu’ndan sonra Tepealan Köyü tüzel kişilik kazanır. Cumhuriyetin ilanından sonra Tepealan isminin halk arasında Güllü şeklinde söylenir. Zamanla Tepealan ile Güllü özdeleşir.

Tepealan Mahallesi’nde, halkın seferi birlik yılları dediği Balkan Savaşları, Birin­ci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında nüfusun bir hayli azaldığı, Cumhuriyetin ilanın­

dan sonra artmaya başladığı, fakat 1935-40 yılları arasında tekrar azaldığı görülür. Bunun temelinde İkinci Dünya Savaşı’nda seferi birlik ilanı ile genç erkek nüfusun askere alınması ve evliliklerin azalması gelmektedir. 1945-1990 yılları arasında nüfus sürekli artar. 1960-70 yılları arasında artışın yavaşlamasında, başta Almanya olmak üzere yurtdışına yapılan işçi göçleri yatmaktadır. 1990-1995 yılları arasında ise %26,6 oranında bir düşüş olduğu görül­mektedir. 2000 yılına gelindiğinde nüfusta tekrar bir toparlanma yaşansa da 2007 yılında nü­fusun 5.521’den %41,2 azalarak 3.245’e düştüğü görülmektedir. Bu kadar yüksek bir düşüşün temelinde ise 2007 yılında Türkiye İstatistik Enstitüsü Kurumunun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine geçmesi yatmaktadır. 2007 yılından 2012 yılına kadar nüfusun düşmesinin bir di­ğer nedeni de ailelerin geçimleri ni sağlamak ve çocuklarına daha iyi eğitim vermek amacıyla başka şehirlere göç etmeleridir. Bu dönemdeki göçün önceki dönemlerden farkı tüm aile fert­           leri ile yapılmasıdır. 2013 yılına gelindiğinde nüfusun %10,9 oranında artarak 3340’a yüksel­diği görülmektedir. Bunun en büyük nedeni Ordu büyükşehir yapılırken Tepealan Beldesi’ne yakın belde ve köylerle birlikte ilçe yapılacağı sözü verildiği iddia edilmektedir.

Tepealan Köyünün Belde Olmasının Tarihi Alt Yapısı

Tepealan Köyü, Cumhuriyetin ilanından sonra genel asayişin sağlanmasına bağlı olarak İkinci Dünya Savaşı yılları hariç sürekli nüfusu artar. Bu gelişmelere bağlı olarak 1950’li yıllarda başlayan okullaşma ve okul yapma çalışmalarında komşu Çayıralan Köyü yörede ilk nasibini alan köyler arasındadır. Tepealan Köyü’nün kaderi Çayıralan Köyü’ne ilkokul binasının açılışına Fatsa Kaymakamı Necmettin KARADUMAN’ın gelişi ile değişir. Tepealan Köyü’ne pazar emrinin verilişini ve belde oluşunu ilgili köyün ileri gelenlerinden Ahmet Ali ALANTEPE’den dinleyelim.72

“1958 yılında Çayıralan Köyü ilkokulunun açılışına Fatsa Kazası kaymakamı olan Necmettin KARADUMAN gelir. Vakit öğle vaktidir. Kaymakam ve beraberindekilere öğle yemi verilmesi gerekir. Açılıataki kişiler öğle yemeğini o zaman Tepealan Köyü muhtrı olan Mahmut ADAŞ’ın evinde yenilmesini önerilir. Mahmut ADAŞ’ın eşi temiz, çok güzel ve lezzetli yemekler yaparmış. Çayıralan Köyü ‘nden yürüyerek gelen heyet Tepealan Köyü’nde Mahmut ADAŞ’ın evinde öğle yemeği yerler. Bu durum kaymakam Necmettin KARADU­MAN’ın hoşuna gider ve muhtara “muhtarım sen çevre köylerden imza topla buraya pazar verelim, burasını geliştirelim ” der. Muhtar Mahmut ADAŞ, zaman kaybetmeden çevre köy­lerden imza toplayarak pazar kurulması ile ilgili dilekçeyi ve çevre köy muhtarlarının imzası olan belgeyi Fatsa Kaymakamlık Makamına sunar. Kaymakam Necmettin KARADUMAN, Tepealan Köyüne pazar emrinin verilmesi yönündeki yazıyı hemen Ordu valiliğine gönderir. Kısa süre sonra Tepealan Köyü ‘nde haftanın salı günü halk pazarı kurulması için pazar emri gelir. Necmettin KARADUMAN, Mahmut ADAŞ’a 1959 yılı mayıs ayının ilk haftasında, ilk pazarın büyük bir şenlikle kurulması için talimat verir. Pazar açılışında eğlenceler, yarışma­lar ve güreşler düzenlenilir. Çevre köylerden ne kadar halk varsa Tepealan Köyü ‘ne akın eder. Tepealan Köyü adeta bir mahşeri andırır. Bu şenliğe Ordulu lakabıyla tanınan Kumrulu Davut Pehlivan da katılır. Şenlikler şimdiki Tepealan Kur’an Kursu’nun karşı tarafındaki cami ve çevresinde yapılır. Açılışa kaymakam Necmettin KARADUMAN da Çitlice Köyü ‘ne kadar çiple, oradan yürüyerek Tepealan Köyü ‘ne gelir. Şenlikleri başlatır. Bu arada köy ko­rucusu olan Şükrü BOZKURT’un “Kaymakam bey burayı çarşı yaptınız ama yol nereden ve ne zaman gelecek ” sorusu üzerine kaymakam “Siz merak etmeyin buraya yol da gelecek ve burası çok güzel bir pazar yeri olacak, daha da gelişecek” der.”

Tepealan Köyü’ne pazar emri verildikten sonra ilk pazar yeri şimdi Beypınarı ve Terzili Mahalleleri’nden gelen derelerin birleştiği yerde bulunan cami ve çevresinde kurulur. Buraya Karasalioğullarından Mustafa DENİZ ilk dükkânı yapar. Bu dükkân bir baraka niteli­ğinde olup çay ocağıdır. Ondan sonra da Terzili Mahallesi’nden Bayram SAĞDAN, Koçcu- ğaz Mahallesi’nden Karaoğlanlardan Kürt Süleyman, Kaynaroğullarından Musa DUMAN birer bina yaparlar. 1960 yılına gelindiğinde barakalar şeklinde de olsa dükkânlar ortaya çı­kar.73 1960’li yıllardan sonra pazar yeri şimdiki pazar yerinin olduğu yere doğru kayar.

1963 yılında rahmetli Kiraz Hoca’nın yol göstermesiyle Ahmet Ali ALANTEPE, Apil lakaplı Abdullah DUMAN’ın dükkânının karşısından bir bina tutar ve Kur’an Kursu açar. Kur’an Kursu ve arkasından ilkokulun açılması Tepealan Köyü’nü çevre köylerin mer­kezi haline getirir. İlkokulda Mehmet ÖZTURK adlı tek öğtetmen vardır. Kur’an Kursu öğ­retmeni Ahmet Ali ALANTEPE, İlkokul öğretmeni Mehmet ÖZTURK ve köy muhtarları Tepealan Köyü’nün sefaletten kurtulması için çareler ararlar, öneriler sunarlar. İlkokul öğret­menin önerisiyle Tepealan Köyü’nde bir kooperatif kurulur. Kooperatif aracılığı ile Tepealan ve çevre köylerden kim isterse başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi olarak gönderilir. Tepealan Köyü’nün gelişmesi için buranın bir an evvel belediye olması fikri da ortaya atılır; zamanla bu fikir olgunlaşır. Sonunda öğretmende buranın belediye olursa gelişmesinin daha da hızlanacağı kanaati ağır basar. Bunun üzerine Ahmet Ali ALANTEPE ve Mahmut ADAŞ, yeni belediye olmuş Reşadiye’nin Başçiftlik Beldesi’ne74 giderek belediye olmak için neler yapılması gerektiğini ve nasıl müracaat edileceğini araştırırlar. Edinilen bilgiler çerçevesinde Tepealan Köyü’nde başta muhtar olmak üzere köyün ileri gelenleriyle işbirliği yapılarak ça­lışmalar başlatılır. Korgan Kaymakamlık Makamı da bu çalışmaları destekler. Yapılan çalış­malar bir dosya halinde köy muhtarı Mevlüt YEŞİLÇAYIR aracılığı ile Korgan Kaymakamlı­ğına verilmesi istenir. Biraz ge cikmeyle de olsa dilekçe ve ekindeki dosyalar Ahmet Ali ALANTEPE’nin çabalarıyla Ordu İl Encümeni’ne gönderilir. Daha sonraki aşamalarda ilko­kul öğretmeni Mehmet ÖZTURK, muhtar Mevlüt YEŞİLÇAYIR ve Ali BİLGİÇ’in büyük çaba ve emekleri olur. 24 Şubat 1972 tarihinde evraklarda eksik olduğu için Tepealan Kö­yü’nün belde olamayacağı bilgisi gelir. O zamanlar mali yılbaşı 1 Mart’tır. Tüm eksiklilerin 1 Marta kadar tamamlanması gerekmektedir. Eğer tamamlanmasa Tepealan’ın belde olması bir yıl daha gecikebilir. Süre çok azdır. Bunun üzerine köyün ileri gelenleri bu işi takip etmekle Ahmet Ali ALANTEPE ve Cemal ÇAVUŞ lakaplı Cemal YUMAK’ı görevlendirirler. O ak­şam yola çıkılır. Korgan’a gidilir. Bir jeep tutularak Fatsa’da il daimi encümeni Hikmet AL- TUNTAŞ’a durum açıklanır. Sabah Ordu valiliğine varılır. Tepealan Köyü dosyasındaki ek­sikliğin ise Ordu Valiliği’nin olumlu rapor vermemesi olduğu öğrenilir. Eksiklikler gece yarı­sına kadar tamamlanır. Ordu Valiliği’nden olumlu raporu aldıktan sonra gece yola çıkılır. Sabah gün ışı dığında Ankara’ya varılır. Tarih 27 Şubat 1972’dir. Hikmet ALTUNTAŞ, o zaman Adalet Partisi’nden Milletvekilleri olan Hamdi MADEN ve Kemal ŞENSOY’a telefon açar. Kemal ŞENSOY, Ankara’da resmi işleri elden takip ederek gerekli işlemleri tamamlar. Zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY’ın tarafından onanır ve 01 Mart 1972 tarihinde belediye resmen kurulur. Ancak Teşkilatlanmasını 13 Kasm 1973 Oarihinde Yazlık ve Güllü Mahalleleri olarak ikiye ayrılır ve belde olarak teşkilatlanma tamamlanır. Yapılan ilk seçim­lerde Ahmet ADAŞ belediye başkanı olur.

1960’lı yılların başında Avrupa ülkrlerine özellikle Almanya’ya talışmaıa giden Tepealan halkı, izinlerde getirmiş oldukları tasarruflarını şimdiki Keşderesi olarak bilinen Bolaman Irmağı’nın yukarı çığırında Terzili Mahallesi ile Çayırkent Mahallesi’nden gelen iki kolun kesiştiği çatak mevkiinin biraz kuzeyindeki alanda yapılaşmaya gidilir. Tepealan Bel­desi, kısa sürede küçük bir kasaba görünümü alır. Tepealan Beldesi, Korgan Yöresi’nin güne­yinde çevre köylerin ticaret ve alışveriş merkezi haline gelir.

Tepealan, belde olur olmaz Güllü (Merkez) ve Yazlık Mevkiileri mahalle yapıla­rak teşkilatlanması tamamlanır. 16.09.1998 tarihinde yapılan değişiklikle Güllü Mahalle- si’nden Orta Mahalle; Yazlık Mahallesi’nden de Kırıkbozu ve Düzdağ Mahalleleri ayrılır. Böylece mahalle sayısı beşe çıkarılarak belde teşkilatlanması tamamlanır. 6360 ve 6447 sayı­lı kanunlarla Ordu Büyükşehir Belediyesi kurulması ile Korgan İlçesi mülki sınırları içerisin­de yer alan Tepealan Beldesi’nin tüzel kişiliği 30.03.2014 tarihinde kaldırılmış Tepealan Ma­hallesi adıyla Korgan ilçesine bağlanır.

Kaynak: Mustafa BOLGİ
Korgan Tarihi Coğrafyasının Altyapısı
“Korgan Tarihi Coğrafyası” ve mahalleler hakkında detaylı tarihi bilgilerin yanında yaşayan sülalelerle ilgili, kapsamlı geniş bilgiler içeren “Korgan Tarihi Coğrafyası” Kitabını almanızı öneririz.
Kitabı Satın Almak İçin

Mustafa BOLGİ {0539 412 11 80}

FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (1)
Kanun Numarası : 5846
Kabul Tarihi : 5/12/1951
Resmî Gazete : 13.12.1951 / 7981
Bu yazı, Yazar Mustafa BOLGİ’den İzin alınarak yayınlanmıştır. İnternet sitemiz www.korganhaber.com kaynak gösterilerek yazının yayını yapılamaz. Yukarıda belirtilen kanun dışındaki eylemi gerçekleştiren, Yazar ve Yayın evinin uygulayacağı maddi ve hukuki yükümlülükleri peşinen kabul etmiş bulunur.

CEVAP VER